 |
|
Kıraç Tarihi
İstanbul’un İli sınırları içerisinde bulunan ve tarihe dayanan
bir geçmişe sahip olan Kıraç beldesi adını, topraklarının
verimsiz olmasından almıştır. İstanbul’un Trakya’ya dönen
yüzünde ücra bir köy Kıraç’ın önceki ismi “Şirin Kız” anlamına
Kalyos olarak geçmektedir. Rumların yaşadığı küçük bir çiftlik
köyü olarak bilinen Kıraç, (Kalyos) Yunanlıların Anadolu ve
Trakya topraklarındaki işgallerinin 1922 yılının Eylül ayında
sona ermesiyle birlikte başlayan süreçle birlikte; 30 Ocak 1923
yılında iki ülke arasında yapılan “Türk-Yunan” mübadelesine
ilişkin protokolle, Yunanistan’da yaşayan Türklerin Türkiye’ye,
Türkiye’de yaşayan Rumların ise, Yunanistan’a gönderilmesi
Türklerin yerleşimine geçmesi kesinlik kazandı. 1924 yılında
ikinci kafile ile Yunanistan’dan deniz yoluyla gelen Türkler
arasından 30 aile kendi istekleriyle Kıraç’a
yerleşmişlerdir.Yunanistan’dan gelen Türklerin yerleşmesinin
ardından uzun süre adını Kalyos olarak sürdürdüğü, 1935 yılında
muhtarlık heyetinin aldığı bir kararla Kalyos adı tarihe
gömülerek, Kıraç ismini almıştır. 1994 yılında belediye ile
yönetilmeye başlayan Kıraç’ın nüfusu resmi kayıtlarda 24217
olarak bilinse de, yaklaşık nüfusu 70 bini aşmıştır.
Eğitim
Anadolu’nun en ücra köşelerinden Kıraç Beldesine yerleşen
vatandaşların yoğun bir şekilde göç etmesiyle nüfusunda hızlı
bir artış olmuştur. Nüfusun artmasıyla birlikte sınıflarda
öğrenci sayısına yetersiz kalan Kıraç’ın ilk okul binası olan
Kıraç İlköğretim okulu daha sonra ek bina ile genişletirlirken,
Namık Kemal Mahallesinde daha eğitim ve öğretim hizmetine giren
Namık Kemal İlköğretim okulu, yeni mahallede yapılan Sonnur
Yalnızoğlu İlköğretim okullarıyla birlikte, okullardaki yoğunluk
biraz olsun nefes almıştır. Düne kadar gençlerin lise öğrenimini
yapmak için belde dışına gittikleri görülürken, İKMB Endüstri
Meslek Lisesi’nin yanı sıra; Borusan Asım Kocabıyık Anadolu
Meslek lisesi ve Çakmaklı’nın Kıraç beldemize bağlanmasıyla
birlikte Cumhuriyet Lisesi ile gençlerin de eğitim sorunları
biraz olsun çözüme kavuşturulmuştur. Çakmaklı mahallesi ile
birlikte Kıraç beldesine bağlı üç lise, beş ilköğretim okulu
olmak üzere, toplam sekiz eğitim yuvası bulunmaktadır.
Ekonomi
Kıraç beldesi son yıllarda gelişen sanayisiyle birlikte;
Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olmuştur. İstanbul’un
sayfiye kentlerinden biri olan Kıraç her ne kadar adı gibi Kıraç
kalmışsa da hızla gelişen sanayisiyle geleceğe umutla
bakmaktadır. Türkiye’de üçüncü, İstanbul’da birinci sanayi
bölgesi olma ünvanına sahip olan Kıraç’lı işadamlarımızın
bölgemize verdiği hizmetler beldemiz için övünç kaynağımız
olmuştur. Geçmiş tarihinde verimsiz topraklarına rağmen Kalyos
kavunu ile ünlü olan Kıraç’ta büyük ve küçük baş hayvancılıkta
ön planda yer almıştır. Elverişsiz olan topraklarında köylünün
çabalarıyla marul, lahana ve domatesin yanı sıra, köylülerin
daha çok geçim kaynağı çiçekçilik olmuştur. 1990 yılları
itibarıyla büyük göç dalgasının yaşanmasıyla birlikte,
elverişsiz olan topraklarında sanayileşmeye gidilmiş ve Kıraç
işadamlarının tercih ettiği yerleşim yerlerinden biri olmuştur.
Sanayileşme alanında hızla ilerleme kaydeden Kıraç’ta son
verilere göre; San-Bir derneğinde resmi kayıtlı sanayi sayısı
398 olarak belirtilirken, resmi olmayan sanayi sayısının ise
500’ün üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan sanayi
bölgesi haline gelen beldemizde iş istihdamı da büyük oranda
çözülmüştür. Küçük bir köy görünümünde iken her yıl yüzlerce göç
almaya devam eden Kıraç’ta küçük esnaf kuruluşlarının da gözdesi
haline gelmiştir. Yerleşim yerlerinde de küçük esnafın
yoğunlukta olduğu görülmekte olup, son verilere göre, esnaf
sayısının 500’ün üzerinde olduğu bilinmektedir.
Coğrafi durumu
İstanbul’un sayfiye yerlerinden biri olan Kıraç’ın İstanbul’a
uzaklığı 35 km.dir. 7400 yüzölçümüne sahiptir. Büyükçekmece’ye 8
km.olan ve ilçe mücavir sınırları içerisinde bulunan Kıraç,1994
yılanda belde olmuştur. Güneyinde Büyükçekmece, güneydoğusunda
Beylikdüzü, doğuda Yakuplu ve kuzeyinde Esenyurt, kuzey
batısında Hadımköy ve batısında Karaağaç köyü sınırlarıyla
çevrilen Kıraç’ın sınırı D-100 karayoluna dayanırken, çift yönlü
anayoluyla D-100 ve TEM otoyolu geçişlerine de evsahipliği
yapmaktadır. Kıraç’ın bir başka özelliği ise, beldenin
içerisinden geçen Avrupa’ya giden Doğalgaz boru hattına da geçit
vermesidir. Kıraç’ın coğrafi durumu sınır komşularına göre
oldukça ilginçtir. Vadiyi andıran görünümü ve dere yataklarının
fazlaca olması nedeniyle vadi yamaçlarına konutlar yapılmıştır.
Düz arazi üzerinde ise sanayileşme görülmektedir. Engemeli bir
alana sahip olan Kıraç’ın hemen hemen tamamı gecekondudur. 1980
yılından sonra büyük göç yaşanması nedeniyle Yugoslavya,
Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelip Kıraç’a yerleşenlerin yanı
sıra, Türkiye’nin doğusundan ve Karadeniz bölgesinden göç
edenlerin çoğunlukta olduğu görülmektedir. Yurt dışından ve yurt
içinden göç edenlere kapısını açan Kıraç, nüfusunun hızla
büyümesine karşın yalnız bırakılmıştır. Kentleşme anlamında
hiçbir hizmet görmemiş ve beldeye yerleşen insanlar kendi
kaderleriyle baş başa kalarak, yaşam mücadelesi vermektedirler.
1994 yılında belediye olması da eski görüntüsünden hiç bir şey
değiştirmemiştir.
Ziya Türkel:
1924 yılında mübadele döneminde Yunanistan’dan gelen Türk
soyundan olan Ziya Türkel dedesinin, anne ve babasının Kıraç’a
gelerek yerleştiğini, kendisinin ise Kıraç’ta doğduğunu söyledi.
Babası Mümin Türkel’in hayatta iken anlattıklarını aktaran 70
yaşındaki eski Muhtar Ziya Türkel, “Ailem gemi ile Mimarsinan’a
gelmişler. Birkaç yer gösterildikten sonra yaklaşık 60-70 aile
ile birlikte Kıraç’ı istemişler ve burada da Rumlarla 15 gün bir
arada yaşamışlardır. Daha sonra ise, Rumlar Yunanistan’a
gönderildikten sonra boş evlere yerleşmişler. Mustafa Boralı
adında bir şahıstan 36 kişi bir araya gelerek Kalyos çiftliğini
sarılira karşılığında satın alıp toprak sahibi olmuşlar” dedi.
Öte yandan 1978 yılında köy muhtarı olarak seçildiğini ve 1994
yılına kadar muhtarlık yaptığını söyleyen Ziya Türkel, mübadele
döneminde Kıraç’tan Yunanistan’a giden Rumların çocukları,
atalarının yaşadığı yeri görmek için 1980 yılında sıkı yönetim
döneminde Kıraç’ı ziyaret ettiklerini belirtti. Muhtarlığım
döneminde merkezde bulunan caminin yeri kiliseydi. Biz orayı
camii yaptırdık. Bizim köyümüz küçücük ve tertemiz bir köydü
diyen eski Muhtar Ziya Türkel, “Eskiden köyümüze jandarma dahi
gelmezdi. Köy statüsünde kalsaydı sorunları çoktu. Yol istiyor,
telefon istiyor bunları yapmamız da mümkün değildi. Kışları çok
çetin geçiyordu. Kar yağdığı zaman pencerelerden çıkıyorduk. Bu
sorunları da çözmemiz mümkün değildi. Bu sorunları çözmek içinde
uğraştık ama yaptıramadık. Daha sonra 1991 yılında
Büyükçekmece’den ayrılıp Esenyurt mücavir alanına girdi. 1994
yılında ise belediye olunca tabiki, Kıraç her ne kadar
gecekondudan kurtulamamış olsa da yine de değişti.
Eski Muhtar Süleyman Başaran
Eski Muhtar Süleyman Başaran, mübadele döneminde ailesinin gemi
ile Mimarsinan’a gelerek, oradan da Kıraç’a yerleşen Selanik’li
göçmenler gurubundan. 1928 yılında Kıraç’ta doğan Başaran,
Yunanistan’ın Selanik şehrinin Serez kentinden geliş serüvenini
ailesinden duyduğu kadarı ile ve Kıraç’ın geçmiş tarihini,
ilginç yaşantılarını bize aktarmaya çalıştı. Ailem mübadele
döneminde gemi ile Mimarsinan’a, oradan da Kıraç’a gelmişler
diyen Başaran, “Mimarsinan’a geldiklerinde Gürpınar, Kumburgaz,
Kamiloba gibi bölgelerden yer gösterilmiş ama orada deniz var
çocuklarımız denizde boğulur korkusuyla Kıraç’ı seçmişler.
Kıraç’ta oturan Rumlar biz geldikten sonra Yunanistan’a
gönderilmiş. Kıraç’a yerleşen göçmenler Selanik’in Serez, Drama,
Saltıklı, Kavala ve Ihlamur kazalarından gelmişler. Kıraç’ın
toprakları verimsiz olduğu içinde hayvancılık yapardık. Tarım
olarakta kavun yetiştirilirdi ve kalyon kavunu denirdi. Ben 1951
yılında askerden geldim genç bir delikanlı iken 1952 yılında
Demokrat Parti köy sorumlusu oldum. Bir yıl kadar siyasetle
uğraştıktan sonra 1953 yılının Kasım ayında muhtarlığa seçildim.
O dönemde köyün 105 seçmeni vardı ve 70 seçmenin oyuyla muhtar
oldum. 3 dönem muhtarlık yaptıktan sonra 1967 yılında istifa
ettim. Bu dönem zarfında köyün yollarını yaptırabildik. Kıraç
Rum köyü imiş. Çakmaklı’da ise Türkler oturuyormuş. O dönemlerde
Yunanlılar bir kaz kez köyü ziyarete geldiler ve atalarının
yaşadıkları yerleri gezdiler. Burada şimdi Rumlardan hiçbir eser
kalmadı. Tek kalan şey eskiden meşhur olan Kazlı Çeşme’dir. Bir
de hacı çeşme varmış onu da yıktılar” dedi. Kendinden önce
muhtarlık yapan Hüseyin Okyar, İsmail Seymen, Bekir Tekin’in
olarak hatırladığı isimleri de sıralayan Başaran, Kıraç’ın
belirli bir özelliği olmadığını, Çatalca’ya bağlı bir köy olarak
kaldığını söylerken, 1965 yılında da Kazlı Çeşmeden su
borularıyla evlerin önüne kadar su getirdiğini sözlerine ekledi. |
|
|
 |